15 Aralık 2007 Cumartesi
1 Aralık 2007 Cumartesi
Bir kaç günlük bir umut büyütmekte olduğum.
Öyle korkak, öyle masum, öyle içten ki ...
Henüz hayal kırıklıkları havuzuma batıp çıkmadı.Tanrım, yalvarıyorum düşmesine izin verme bu güzel düşün...O çok genç ve güzellikler getirecek bana.O benim herşeyim olacak.
Henüz küçük ve isimsiz bir umut içimde büyüyen.Belki de en güzel hikayem olacak bir gün.Umuyorum.Umudum büyüyüp serpilecek, hayatımın en özel yerine geçip oturacak, umuyorum.
Bekliyorum.
30 Kasım 2007 Cuma
17 Kasım 2007 Cumartesi
meaningless but whatever...
He said me you are an angel he said that million times but if so why I cry always why I' m in this dark loneliness since ever???
What should I do?Emptiness gets deeper every moment and I'm sick and tired of waiting like a little girl with all my innocence and my pure dreams.
I wanna yell I wanna scream I wanna cry until somebody comes until somebody takes my hand and say everything will be ok, I m here, I m with you, fears are over now, the dreams are waiting for us, you are a beautiful soul, you are my only one.................
9 Kasım 2007 Cuma
Feridun Düzağaç-Beni Unutma
Ne kadar uzak kelimeler anlamdan
Aynama bir yabancı sızmış
Bakıyor bana uzaktan
Sensizlikten kalan en acı gerçeğim hiçliğim
Ucuz basit ve sıradan
Pazara çıkmış gibi sanki ipliğim
Hayat beni unutsa da sen beni unutma
Adımı unutacak kadar kaybettim kendimi
Olsun
Beni unutma… beni unutma
Bir uçurumun en ucundayım
O kadar yokum ki görmüyorlar
Kalbim susmuşlar yeri
Kuşlar korkup kaçmıyorlar
bööööööööööööö
Yok böyle bir sıkıntı.Patladım bu hafta.Ağlayabilsem biraz olsun rahatlardım belki.
Kafamda milyon düşünce...Etrafta olan bitenler...Karmaşa...Yığılı kitaplar masamda...Ve peşi sıra baş ağrıları, kalp ağrıları, ruhumdan dökülen parçalar...
Napsam...Nerelere gitsem.Ne kadar sussam ne kadar konuşsam...Nerelerde kaybetsem kendimi ya da nerede, kimde arasam...
3 Kasım 2007 Cumartesi
Kumdan Kaleler-Sana Dair
.............
Yaşam kadar gerçekYaşamak gibi sahteÖyle çok şey var kiYaralayan insanıBir yürek çarpıntısıOnu her gördüğündeÖyle çok şey var ki bakSana dair Yanlış aşklar yaşadıkYanlış köprülerdeYanlış gemiler yakıpAldırmadanİki damla su çaldıkZamanın pençesindenAldırmadan, aldırmadan Mucize gerek bizeGidecek bir başka düşBir düş ki korkmamışZamanın karşısındaVe bir çağ gerek bizeVe bir çağ bundan özgürÖyle çok şey var ki bakSana dair Sonra kuşlar gittiAnladım dünya yorgunSen yorgun, tortusu kalmışEski bir korkununGörmedik, duymadıkDemedik bunlar kötüBiz var mıydık?Aşk var mıydı? Bu ne senden ilk kaçışımNe de ilk düşüşün yüreğimeNe bu senden son geçişimNe de son küsüşüm kaderime 27 Ekim 2007 Cumartesi
bööö
Hayatı yeni yeni sevmeye başladı içimdeki ufaklık.Kırmayın hevesini.Gülen gözlerime bulutlar iliştirmeyin.Yapmayın!!
Midem bulanıyor yine.
Yokmuş gibi yapıyorum, görmezden geliyorum dipsiz yalnızlığımı, hatırlatmayın.Üşüyorum yine.Yine yorganım başımda dünyadan uzak kalasım var.Yine kaçıp gidesim var.
Mutluluğa inanmam lazım.Hiç olmazsa hayalperestliğimi benden almayın.
26 Ekim 2007 Cuma
13 Ekim 2007 Cumartesi
miş'li gemiş zamanın birinde........
Varmışsın.
Gerçekmiş.
Düşlerimden çıkıp gerçeğime gelmişsin.İnanamamışım.
Ben gibiymişsin- biraz kırgın biraz küskün hayata ama küçük bir çocuğun gözlerinden bakarmışsın dünyaya- masum ve sevgi dolu.
Her anım sen dolmuş ama adın konmamış.Özelmiş ve gerçekmiş, varmışız ya; o bile yetermiş...
Günün birinde,
güzeliz ve varsın sanırken gitmişsin.Gerçeğimden çıkıp düşlerine muhtaç bırakmışsın varlığını.Görmemişim. Kahretsin görememişim.
Şimdi bana bıraktığın kırık dökük parçalarla yolumu bulmaya çalışıyorum.Geçmişin büyüsünde takıldım kaldım, aşmış gibi davranmaya çalışıyorum.Çünkü bir varmış bir yokmuşsun, gün gelmiş sen bile gelip "geçmiş"sin....
12 Ekim 2007 Cuma
11 Ekim 2007 Perşembe
yeni reçetem
Yıllar süren deneyler, gözlemler, yan etkiler nihayetinde sonuca ulaşmış bulunmaktayım: Denekliğim acı verse de kesin çözüme ulaştığımı kanıtladım, önce kendime ve çaktırmadan herkese...
Mücadele ettiğim hastalık( yoksa kronik sorunsalım ım demeliyim) :
Dünyaya ve insanlara duyduğum deli öfkem, onarılmaz kırgınlığım...
İlaç:
Yalnızlığını değerini anlama fırsatı olarak kullanmak,
Kırgınlığını yüzüne yansıtıp hayatını zindan etmek yerine seni bir başına bırakan bu dünyadan intikam almak isteyecek kadar çok sevmek yaşamı,
Seni üzen her ana karşılık onlarca kahkaha atmak,
Tekilliğini içsel bir kalkan olarak kullanıp güçlenmek, daha sağlam basmak yere
Sonuç:
Işıl ışıl bir cilt,
Daimi gülümser bir yüz,
Kırılgan ruhu başarıyla saklayan sonsuz bir neşe,
Dolu dolu yaşanan anlar,
Aşırı dozda özgüven(dikkatli kullanıldığında tamamen zararsız),
Daha az pişmanlık, daha dolu anlar
Reçetesiz satılır, satın aldıktan sonra geri vermek aklınızın ucundan bile geçmez.İlaç etkisini gösterene kadar kullanmaya devam edin, iyileşme süresi bünyeye göre değişir; etkisini göstermeye başladıktan sonra asla yanınızdan ayıramayacaksınız!
6 Ekim 2007 Cumartesi
Bitmiş bir cümleye konulan son nokta gibi kararlı olmalı.
İnciten insanlardan, anılardan, duygulardan ardına asla bakmamak üzere kopabilmeli...
Gözlerini kapatıp koşmaya başlamalı, sesleri duymamalı, yüzleri görmemeli, takılıp düşmemeli kendi yenilgilerine...
Çekip gitmeyi öğrenmeye başlıyorum.Koşacak gücüm olmasa da henüz, yürüyorum ardıma bakmadan.
Gözlerini uzaklara dikmiş yere sımsıkı basan bir ben var şimdi aynada
Sesler eskisi gibi değil, yüzler silikleşmeye başladı
Daha huzurluyum sanki, biraz da umutlu
Çekip gitmek bana yakıştı, çekip gitmek beni ben yaptı
5 Ekim 2007 Cuma
Güzel bir haftaydı:
Az uyudum, az düşündüm.
Fazla düşünmemem gerektiğini düşündüm.
Bu güçlü duruşumu ve güler yüzümü hep korumam gerektiğini düşündüm.
Bazı insanlara kızma zamanımın geldiğinden emin oldum.
Kızabilmek için çabalamaya başladım.
Gardım düşmeye başladığı anlar gelir gibi oldu, hemen susturdum içimdeki ufaklığı.
Moralim bozulur gibi oldu, hemen bir şeyler yedim üstüne de bir kaç kahkahayla depresyona yakınlık seviyemi geri çektim.
Hava güzeldi, şehir güzeldi, içimden gelenler güzeldi. Dilerim uzun bir süre daha böyle gider, dilerim içimden gelenler ve umduklarım bir bir gerçeğe kavuşur...
29 Eylül 2007 Cumartesi
28 Eylül 2007 Cuma
...
Dün gece sen uyurken
İsmini fısıldadım
Ve hayvanların korkunç
Öykülerini anlattım
Dün gece sen uyurken
Çiçeklere su verdim
Ve insanların korkunç
Öykülerini anlattım onlara
Dün gece sen uyurken
Yüreğim bir yıldız gibi bağlandı sana
İşte bu yüzden sırf bu yüzden
Yeni bir isim verdim sana Destina
Sen öyle umarsız uyusan da bir köşede
İşte bu yüzden sırf bu yüzden işte
Yaşamdan çok ölüme yakın olduğun için
Seni bu denli yıktıkları için
Yasamımın gizini vereceğim sana Destina
21 Eylül 2007 Cuma
Hiç birşey hissetmiyorum hatta
Birkaç anı sadece onlar da
Silinir nasılsa zamanla
Bırakmıştım uzun zamandır
Ama ihtiyacım var şu anda
Bazen bir içki şişesi
Yaşam destek ünitesi
Bu kez gerçekten giderken
Gerçekten terk ederken
Sana kapıyı çekerken
Uzun uzun bakıyorum
Son kez.............."
Teoman güzel yazmış.İyi ki yazmış.Birden aklıma geldi girdi bu sözler.İyi oldu ama.Bilinçaltımda saklanıyorlarmış galiba.Ben de şimdi farkettim.
Neyse ki artık çok üzmüyor beni neyse ki birkaç anı sadece onlar da silinir nasılsa zamanla.
20 Eylül 2007 Perşembe
"past"
the sweet memories of the past lead me to the end
knocked down by a game from the first day you watched me dyin'
that's not me in the mirror, in the dark
that's my end
I know that's the end
I miss my past and fear my end
and I'll do so till the end
I miss my past and taste the pain
and I'll do so at the end
day from day I decay faster you can't know how it feels
sitting up in bed at night I'm too tired for a sleep
this fear rips my heart apart but I don't know why I'm cryin'
there's nothing left to do and I think I can't go on
I know I can't go on
Mor ve Ötesi'nin yıllaaaar öncesinden, ilk albümü Şehir'deki en güzel şarkılardan biri.Yorgun ve karanlık bir ruhun şarkısı.İç dünyanın kasveti, can sıkıcı bulanık zamanlar, bulantılar, bunaltılar bundan daha etkileyici daha gerçekçi daha çarpıcı anlatılamaz herhalde.
Saatlerce dinlemekten sıkılmadığım bir şarkı.Zaman zaman ilaç gibi gelir.
Sen bile kendini dinleyemediğin zamanlarda seni okumuş biri senin için senin adına yazmış gibidir...
18 Eylül 2007 Salı
tam şu an, şu saniye..
Kendimden çekiniyorum böyle anlarda.Saklayabilmek, "hayır, yenilmiyorum" diyebilmek istiyorum bana kızan iç sesime.Ama yapamıyorum.Kaçıp saklanabileceğim bir yer yok.Bilincimin, bilinçaltımın hiç bilmediğim uzak köşeleri bile teslim olmuş durumda,biliyorum.
İçimden geldiği gibi yazıyorum.Benliğimde dolaşanlar parmaklarımdan klavyeye akıyor.İçimden geldiği gibi yaşıyorum, hatta içimden gelenler benden bağımsız hareket ediyor, tıpkı şu an parmaklarımın yaptığı gibi.
Ben nereye gidiyorum?
Güzel soru...
15 Eylül 2007 Cumartesi
sözcüklerin kaderi
Ne yazık daimi olamaması hiçbirinin.Her gün dünü çoğaltmak incitiyor insanı.
Neyse ki bir rüyam var benim.Her gece sarıldığım rüya.Her sabah beni uyandıran rüya.
Rüyam gerçeğe kavuştuğunda güzellikleri ve sevinçleri yazacağım ben.Bugünümü ve yarınımı süsleyecek sözcüklerim.
Şimdilik hükmü geçmiş yazılar mezarlığım var benim.Çöpe attığım duygularımla yanyana yatmakta eskimiş yazılar.
Bir gün gelecek, içimdeki renklerle cıvıl cıvıl festivaller yaratacak benim kalemim.
..............................
......................
hımm??
“…..Çok sonraları fark edecektik
İyilik temizlik bile göreceli olacaktı
O kadar hızlı kirlenecektik ki
Masumiyet fotoğraflarda eskiyip solacaktı…..”
“
“…..Kar yağıyor bu gece
Öyle beyaz ki şehir
Anlamak bir ömür sürer
Hayat niye kirlenir……”
“LEYLA”, Şarkı Sözü-Hüsnü Arkan (Ezginin Günlüğü)
Kurumuş kuyunun suyu
İncirin sütü çoktan çekilmiş
Bir zamanlar dünya sandığım bahçeyi
Ayrık otları dikenler bürümüş
Bardaktaki su, denizde kum kadar umarsızdım
Bir zamanlar dünya sandığım bahçeyi
Ayrık otları dikenleri bürüdü
Anne, ben geldim
Dizlerin duruyor mu başımı koyacak?
Ann, ben geldim
Ben, oğlun, hayırsızın.
“OĞUL”, Şiir-Ahmet Erhan
Masumiyet hala mevcut mu burada bir yerlerde?
Niye kirleniyor hayat?
Ne kadar “beyaz” yaşıyoruz?
Hayal kırıklığı masumiyete inananların kaçınılmaz kaderi midir? Yoksa iyiliğe inanıp kendini kandıranların çektiği bir ceza mıdır?
Kasım 2006-İzmir
o an
Kızın biri bir şey gördü..Görmemesi gerekeni, görse öleceğini bildiğini gördü..
Kaçmıştı hep içten içe doğru olduğunu bilip de kabullenemediğinden,kaçmıştı öğrenince paramparça olacağını bildiğinden..Ama unutmuştu; acıyı acı yapan beklenmedik anda gelmesiydi..
Gölgeler hep peşindeydi,kız güzellikler ummakta,reddetmekte korktuğunu..
Ve herhangi bir gündü,herhangi bir andı ;birden kanlı-canlı karşısına çıktı kabusu...
Kız ağlamaya başladı. Simsiyahtı gözleri, simsiyah akıttı yerlere hüznünü, insanlar geldi insanlar geçti kız hep ağladı- kız hep kopkoyuydu- durmak bilmedi- susmak yoktu- susmak çoktu- kıza her şey çoktu- kıza hiçbir şey yoktu aslında ve bir an geldi; her şey akıp giderken, herkes çekip giderken kız durdu dönüp baktı anladı; yoktu varlığını fark eden ve o an yok oldu fark edilmeden…
Ocak 2007-İzmir
14 Eylül 2007 Cuma
Hayko Cepkin Rock'n Coke 2007
Hayko yüz kere bin kere milyon hatta zilyon kere adamımsın, harikasın!
Adamı dinlerken hem öfkeleniyorum hem duygulanıyorum hem hayran kalıyorum hem coşuyorum, kendimi yerden yere atasım zıplayasım çığlık atasım haykırasım geliyor! Ama onun kadar muhteşem höyküremem tabi=)
Bir hayranın söylediği gibi Hayko daha iyisini yapana kadar en iyisi o!
13 Eylül 2007 Perşembe
düşteki kelebek
Anlatmak istiyorum ama kimse anlamasa daha iyi...Zaten kimse anlayamaz ki...
Bir aydan fazla değil belki...
Bir düş bir insanın karşısına bir anda bir şiirle bir şiir gibi hatta şiirlerden bile düşsel, rüyalardan bile beyaz bir güzellikle çıkabilir mi...?
Düşümün her ayrıntısıyla karşımdaydı tek farkı göz kamaştırıcı gerçekliğiydi...
Tam dokunacağım sanırken itti beni, düştüm; göremedim uçurumun kenarındaymışım...
Sonra ben üzüldüm.
Bir yıl...
Geçti gitti.
Düşüm daha çok üzüldü.Düşümü üzdüler.Düşümü daha çok üzecekler.
Ben artık düşümün gerçek olduğunu ama asla benim gerçekliğim olmayacağını kabullendim.
Düşümün düşüşleri bile incitmiyor eskisi kadar.
Düşümün omzunda küçük bir kelebek oldum ben, renk kattım bana baktı gülümsedi, ertesi gün unuttu, öldüm sandı.
Bir yılda bir ay bir gün gibi uçtu gitti.
Renklerim soldu belki ama ben hiç ölmedim.
Düşümse beni öldürdüğü gün seçtiği yolda kendi düşünün peşinde kendi tercihinin bazen kralı bazen kurbanı kapalı gözleriyle nefes alıp vermekte...
10 Eylül 2007 Pazartesi
sen giderken
Durdum baktım arkandan sen giderken
Bana bir hoşça kal bile demeden giderken
İnsan neler duyar anladım o zaman
Can alıp başını benden giderken
Ataol BEHRAMOĞLU - 1974
şaka
Ben de kronik sıkıntı hobisine sahip bir bünyeyim.Ama bu durum çoğu zaman bana zevk verir ve zekama güvenme, kendimle gurur duyma iç güdülerime kapı açar.
Az önce bir kez daha sıkıntı bunaltı karartı abartı duymuş bulunmaktayım.
Son aylarda çokça kullandığım bir kelime var.Aslına bakarsanız çeşitli zaman ve şahıs çekimli versiyonları çoğu zaman duygu düşünce tepki gibi içimden gelen her türlü dışa vurumu belirtmekte yardımcı olmuş ve kendi kendimi epey eğlendirmiştir:
"Şaka gibi! Şaka gibisin!" vs vs.
Evet, şaka gibi insanlarla olaylarda durumlarla karşılaşıyor muyuz her an?
İnsanların tembelliği şaka gibi!Adam okula kayıt yaptırcak, yurda kayıt yaptırcak-ne halt yerse yersin- parmaklarını gözlerini 2 dakika yorup araştırma gibi bir eğilim yok.Birine sorup cevap beklemek daha kolay çünkü siteden arayıp bulmaktan telefon edip gerekenleri öğrenmekten.Ama aptal televizyon programlarına deli saçması işlere vakit ayırırız, sanatdan bilgiden uzak durup beynimizi boşaltıp hayatımızı otlaştıran ne varsa bütün gücümüzle sarılırız.Hayatımıza sahip çıkmaya gelince, sorumluluk almaya gelince, sınavlara, ödevlere iş bulmaya, bu dünyada bir duruş bir amaç edinmeye gelince hep oturduğumuz yerden bir şeylerin hallolmasını bekler birilerini suçlarız.
İnsanlar şaka gibi!Gençlik şaka gibi!
Bana düşense bunlara seyrederken gülmek mi ağlamak mı bilemedim...
9 Eylül 2007 Pazar
bu da böyle bir yazı işte..
Yenik ve kaygılı,
Amaçsız ve bugünsüz,
Beyni kafatası dışında bir yerlerde konumlanmış hatta zekaya dair küçük bir ışıltı bile göstermeyen, zavallı hırsların sahte egoların kurbanı sürüngenlerden
çok ama çok sıkıldım...
Kimileri bugüne ait olmadığın düşünür, eski zamanların insanı olduğunu söyler
Kimileri bu dünyanın insanı değildir, masum ruhlarının bulandığı çamurlardan iğrenerek geçer ömrü
Bense hangi zamana hangi mekana ait olduğumu anlayabilme bulmacasının peşinde şiirlerden filozoflardan masallardan düşlerden korkulardan acılardan geçiyorum
bir roman karakteri gelip yolumu kessin hayalperestliğimi öykülerdeki renklere bulayıp beni gerçeklikten çekip alsın diye bekliyorum
3 Eylül 2007 Pazartesi
Nosotros
Atiendeme, quiero decirte algo
Que quiza no esperes, doloroso tal vez,
Escuchame, que aunque me duela el alma,
Yo necesito hablarte y asi lo hare.
Nosotros que fuimos tan sinceros,
Que desde que nos vimos amando nos estamos,
Nosotros, que
Un romance tan divino.
Nosotros, que nos queremos tanto
Debemos separarnos no me preguntes mas.
No es falta de cariño, te quiero con el alma,
Te juro que te adoro y en nombre de este amor y
Por tu bien te digo adios.
Romantik ispanyol ruhunu mükemmel yansıtan çok özel bir şarkı..Son zamanlarda çokça dinliyorum, sanırım uzun yıllar daha etkileyecek bu şarkı beni...Buradan dinleyebilirsiniz.
Google translator sağolsun ingilizeceye çevirdi büyük bölümünü, ben de kendi çapımda Türkçe bir çevirimsi yaptım:
Bir şey söylemek istiyorum
Belki de ummadığın ve acı verecek bir şey
Bu ruhumu incitiyor olsa da
Söyelemem gerekiyor
Biz…
Biz öyle içtendik ki
Birbirimizi sevdiğimizi gördüğümüzden beri
Biz…
Yarattığımız aşk, muhteşem bir güneş ve ilahi bir sevgi
Biz…
O hep çok istediğimiz…
Ayrılmalıyız ama neden diye sorma
Eksik olan aşk değil, seni bütün ruhumla seviyorum
Yemin ediyorum sana tapıyorum
Bu aşkın adına ve senin iyiliğin için sana veda ediyorum
31 Ağustos 2007 Cuma
soru?
Bazen öyle izsiz ve öyle sessiz geliyor ki gördüklerim dönüp arkama baktığımda...
Görkemlerin, sürprizlerin, jestlerin insanı olamadım ben.Baktığım hep başkalarının fotoğrafları, doğumgünü kutlanan değil partiye davetlilerdenim hep...Düşünülen değil, düşünen...Sahneye çıkmanın çocuksu düşünü büyüten bir seyirci...
Gölgesizim ben işte gölgesiz, ardımdaki silik iz gibi mahçup ve çaresiz...
27 Ağustos 2007 Pazartesi
şarkı sözzzzüüüüüü
Şarkı sözü yazmaya başlıyorum...
Lisedeyken Cemreyle konuşurduk " İşsiz kalırsak dandik popçulara 5 dakikada şarkı sözü yazıp satarız, mis gibi geçiniriz " diye:))
Şaka bir yana, benim gibi yazmak ve müzik hayattaki en sevdiği 2 şey olan bir insanın kendi sözlerini şarkı biçiminde dinlemesi gibi deli birşey olamaz. Yani gerçekleştiğinde öyle olur eminim.
Çalışmalara başladım, enerjimi, potansiyelimi, depresyonumu, öfkemi, neşemi, hayallerimi, haylperestliğimi, her haltımı buna harcamak istiyorum.Bakalım neler çıkacak ortaya...
21 Ağustos 2007 Salı
"In My Time Of Need"
Last Fm de en çok dinlenen Opeth şarkısın In My Time Of Need.
Sözleri görünce boynumu büktüm kaldım zaten:(
I can't see the meaning of this life I'm leading
I try to forget you as you forgot me
This time there is nothing left for you to take, this
is goodbye
Summer is miles and miles away
And no one would ask me to stay
And I should contemplate this change
To ease the pain
And I should step out of the rain
turn away
Close to ending it all, I am drifting through the
stages
Of the rapture born within this loss
Thoughts of death inside, tear me apart from the core
of my soul
At times the dark's fading slowly
But it never sustains
Would someone watch over me
In my time of need
19 Ağustos 2007 Pazar
gereksizlikler..
Bir süreliğine da olsa sadece şiirler, öyküler, dergiler okuyarak sevdiğim müzikleri dinleyerek güzel filmler izleyerek ve bana sıkıntı veren, beni üzen, yıpratan, bunaltan herşeyden herkesten anlardan, anılardan, acılardan, kaygılardan, takıntılardan uzak duracağım. Uzak durmalıyım.
Kendi kendime bile mesafe koyarak tabii...
Fazla yakınlık, karmaşa ve bunaltıdan başka birşey değil...
Ezginin Günlüğü-Küçüğüm
Bugün güneş doğmayacak
Bugün sen çok öleceksin
Biraz düşlerine eğil
Orda birşey bulacaksın
Bugün unut mavileri
Çiçeğe su verme unut
Biraz daha sen olursun
Kalbindeki rengi büyüt
Her aşk kendini yaşar
Çaldığın kapı kapanır sonunda
İçinde bir sen bulursun
Büyümüş anlamış yorgun
Ah aman aman küçüğüm
Bu yol sana gidiyor
Senin küçük baharında
Unuttuğun birşeyler var
Gelir geçer sokaklardan
Sokaklara girer çıkar
Mavi penceresinde gün
Telaşlı rengarenk kuşlar
Kanatlarında bir alev
Düşlerine konar kalkar
18 Ağustos 2007 Cumartesi
"neden"sizlik tam bizlik...
Saatlerce, ne saatlercesi günlerce, ve her düşüşünden her yenilginden sonra aşılanmış sinsi bir virüs gibi kanında dolaşan beynini yerle bir eden " bu benim başıma nasıl gelir, ben bunları hakedecek ne yaptım, niye bu kadar şanssızım, niye ben hep mutsuz oluyorum, neden ben" ve türevleri...
Yıllarca sordum, ne bir cevap veren oldu ne de "neden ben" diye kanadığım zamanlar bana mutluluk getirdi. Sordukça ağladım ağladıkça sordum derken her saniye etrafıma bakıp soru işaretlerimle kendime acır, insanlardan nefret eder oldum; pis bir ayyaş gibi soruların peşinde sarhoş ve inatçı...
Sordukça karanlığa yuvarlandım, sordukça siyaha boyandım...
Ama sonunda gizemi çözdüm.
Neden aramaktan vazgeçmeli...
Hiçbir şeyin nedeni yok işte!Benim yalnızlığımın, hergün insanların açlıktan ölmesinin, dünyayı aptalların yönetmesinin, senin mutsuzluğunun...Nedeni yok! Neden diye birşey yok...
Mutsuzluk ve çirkinlik öyle her yerde ki; neden aramaktan vazgeç ve yaşamaya başla...
Bu lanet dünyada, bu lanet insanların arasında küçücük bir ışık ya da soluk bir renk bile çıksa karşına, mahçup ve masum bir umut bile çalsa kapını; kendi halinde ve kimsesiz bir çiçek bile olsa bahçende açan, onu asla bırakma; tüm benliğinle sarıl ona...
one last goodbye
Uzun süredir Anathema dozumu en alt seviyede tutuyorum.Ruh ve akıl sağlığım için, üzüntüler başıma üşüştüğünde onları hemencecik kovabilmek için Anathema'nın şaheserlerinden uzak duruyorum. Ruh halimin içine en az eden Angelica'yı Temporary Peace'i dinliyorum çok canım çekerse.
Ta ki az önce ekşi sözlükte One Last Goodbye'le ilgili yorumları okuyana kadar...
Bu şarkıyı aklımdan geçirmek bile gözlermin dolmasına hatta çeşmelerimin hafiften açılmasına sebep olur...
Her ne kadar sözleri Danny Cavanaugh ölen annesi için yazmış olsa da bu gerçeği bilmeyen herkes şarkıyı dinledikten sonra şarkının gelmiş geçmiş en olağanüstü aşk şarkısı olduğunu düşünür; şarkının hikayesini bilenlerse şarkıyı hala özel birine ya da özel birşeye adayarak dinler.
Ki Judgement albümünde One Last Goodbye'ın hemen sonrasındaki manyak-muhteşem-mükemmel Parisienne Moonlight da yine Cavanaugh kardeşler tarafından One Last Goodbye'e cevap olarak annelerinin ağzından yazılmıştır..
Ne diyordum; az önce One Last Goodbye la ilgili yazılanları okuduktan sonra bu şarkıyı ne kadar özlediğimi farkettim. Herşeyi göze alıp yeniden dinleyeceğim şimdi uzun bir aradan sonra...
Bakalım nelere yapcak bana One Last Goodbye.....
How I needed you
How I grieve now you're gone
In my dreams I see you
I awake so alone
I know you didn't want to leave
Your heart yearned to stay
But the strength I always loved in you
Finally gave way
Somehow I knew you would leave me this way
Somehow I knew you could never stay
And in the early morning light
After a silent peaceful night
You took my heart away
And I grieve
In my dreams I can see you
I can tell you how I feel
In my dreams I can hold you
And it feels so real
I still feel the pain
I still feel your love
I still feel the pain
I still feel your love
And somehow I knew you could never, never stay
And somehow I knew you would leave me
And in the early morning light
After a silent peaceful night
You took my heart away
I wished, I wished you could have stayed
16 Ağustos 2007 Perşembe
of öf pof vs vs
Şimdi içimde gerçeğim,dışımda yalanlarım; ne tarafa gitmeli?
İçim sonsuz hüzne çağırır, dışım " bırak git, hayat seni bekliyor " der...
Ellerimi kaldırıp teslim mi olmalıyım çember biçimli keder yazgıma?
Kafama yorganı çekip hayatın dışından gözyaşlarımı mı akıtmalıyım içime içime ?
Söyleyin...
nedensiz
Kopkoyu bir sessizliğe gömülüp kendimle bile konuşmak istemediğim zamanlardaki ağır hüznüm kapımı çalıyor yine.
Duymazlıktan geliyorum...
şarap
"Dünyada akla değer veren yok madem, aklı az olanın parası çok madem, getir şu şarabı alsın aklımızı böyle beğenir belki bizi elalem."
15 Ağustos 2007 Çarşamba
"gotik"ler
Yaptığım araştırmalar sonucu en sevdiğim gruplardan biri Lacuna Coil oldu.Epica'nın soprano bayan vokalini hayranlıkla dinlerim bu yüzden Lacuna Coil'de beni ilk çeken bu oldu ve melodiler gerçekten çok farklı, çok etkileyici.To Lİve Is To Die ve Half Life şu anki favori şarkılarım. Gotik müzik sevenlere şiddetle tavsiye ederim, buradan dinleyebilirsiniz.
Gelelim Opeth'e. Anathema dinleyen pek çok kişinin 2. ortak noktası da Opeth dir.Ama ben daha yeni yeni dinlemeye başlayacağım.Opeth in tarzı progressive veya death metal olarak adlandırılır.Aslında Anathema'yla fazla paralel bulmadım ben.Anathema hiçbirşeye benzemiyor zaten,çok başka birşey: ))
Epica'dan da bahsetmek istiyorum.Epica olup olabilecek en mükemmel solistlerden birine sahiptir,mezosoprano Simone Simons.Epica'nın Solitary Ground şarkısını dinleyen insan, kendini opera dinliyormuş gibi hisseder.Cry For The Moon ise operamsı bir metal şarkısıdır,önce mükemmel bir bayan sesi ses arya gibi giriş yapar,ardından canavar sesli bir arkadaş höykürür=)Çok da güzel olur.Dinleyinnnn burdannnn
Yaşasın gotik herşey!!!
14 Ağustos 2007 Salı
neden?
Biterken Her Şey
Gece biterken yıldızlar giderken
Kelimeler biterken
Söylenmedik sözler bile
Tüm anlamlar biterken sen başlarsın
Sigaramda duman
Karanlığım biterken
Kalbimin kırığında gizli
Susamışlığım biterken
Düşlerim biterken sen başlarsın
İçimde kapanmayan eski yaralar
Sen yoksan bana uğramaz mı ilkbahar
Kalemimde anlam ve kağıdım biterken
Neden, neden sen?
Sen kimsin
Yıllardır şarkılarıma sığmayan
Sen kimsin bana sağır
Çağırdıkça kaybolan
Beni oyuncaksız bir çocuk gibi
Kalbi kırık koyan
Gözü yaşlı koyan
Durulmuşken süt liman
Yine yeni baştan
musicovery
13 Ağustos 2007 Pazartesi
yine-hep-tekrar-sil baştan
Şimdi ben ütopik düşlere tohum ekip hayali çiçeklerimle mi konuşmalıyım yoksa kendime söylediğim tüm yalanları çöpe atıp bıçakla kazımalı mıyım ruhumu şimdiden uyuşsun diye...
Kaç parçaya bölünecek hayallerim sen ellerinde şiirden tepside gerçekleri sunduğunda?
Kaç gece sürecek o bildik kesif yas buğusu?
Henüz üzülecek birşey yok,doğru.
Ama sen de yoksun!
11 Ağustos 2007 Cumartesi
sallabaş
SALLABAŞ
Bir büyücü asasıyla
Güne dokundu
Başladı seramoni
Sunuldu hayatın
Acı biber aromalı
Şekerlemeleri
Sorusuz bir anket sonucu
Bir şekile atıldı
Şimdi bir çemberin
Sayıyor
Köşelerini
Açık büfede duygular
Ne aldıysa
Geçmişti
Son kullanma tarihi
O öldü
Ve dünya
Bir günlüğüne
Makyajını sildi
Ağladık
Geçti
Gitti
canım dostumun,intihar eden bir arkadaşın ardından yazdığı şiir... o günler kötü günlerdi bize,hepimize,belki de en az bana; o zamanlar anlayamasam da..."Yıllar önceydi" diyebilmek öyle ilginç ve sevindirici ki şimdi...
yalnızlık tuttu elimden
Oysa o kıyı o kadar uzak ki..O kadar bulanık,o kadar bulutlu ki...Gerçek değil gördüklerim...Uçuşan saçlarım yaşlı gözlerimin önüne geliyor.Vapur çoktan geçiyor o kıyıyı.Hayellerim ölüyor yavaş yavaş,yok oluyor,sonsuza karışıyor...Yalnızlık el sallıyor karşı kıydan."Hoşgeldin"diyor ,kucaklaşıyoruz,özlemiş beni."Geciktin"diyor.Oysa yalnızca bir hayaldi."Olsun"diyor,"Alışkınız birbirimize,biliyorsun"
Yürümeye başlıyoruz,hayatım boyunca yürüyoruz
izmir-2004
..vapurda..
Sevinç ve heyecan dolu gözleri etrafı arıyordu.Biraz endişeliydi sanki.Birini beklediği öyle belliydi ki..Giyimi,duruşu,bugunü çok uzun süredir beklediğini anlatır gibiydi..Arada bir saatine bakıyor,saçını düzeltiyor,telaşını saklamaya çalışıyor ama yapamıyordu...
Birden gözleri parladı,yüzüne sıcak bir gülümseme yayıldı.....
Birden,daha az önce ışıldayan gözleri yaşlarla doldu.Önünden geçen elele çiftin arkasından bakakaldı.Yıkılmış gibiydi.Vapurun gitmek üzere olduğunu hatırladı,koşup yetişti.
Üst kata çıktı.Tam tahmin etiği gibi oğlanla kız orada oturuyorlardı.Karşılarına oturdu ama oğlan gözlerini sevgilisinden bir saniye bile ayırmıyordu,karşısına geçip oturduğunu görmedi bile...
Bir sigara yaktı;elleri titriyordu,göz makyajı akmıştı.Derin derin,uzun uzun çekti sigarayı içine.Bir kağıt kalem çıkardı,birşeyler yazdı titreyen elleriyle.Gözlerini sildi,kağıdı katladı.Oğlanın gözlerinin sevgilisinden bir an olsun ayrılmasını bekliyordu.Bekleyiş uzun sürmedi.Kağıdı oğlana uzattı.Oğlan başı önünde kağıdı okurken vapurda uğultular yükselmeye başladı.Oğlan kağıdı okudu,kafasını kaldırdı,denize baktı.Vapur,cesetten uzaklaşmıştı bile...Kağıt oğlanın sımsıkı kapanmış avucunda buruşmuştu..
Kız,sevgilisinin avucunu açıp kağıdı okudu:
"Şu anda sen karşımda,ellerin sevgilinin ellerine karışmış,yüreğin onun aşkıyla çarparken,son kez bakıyorum
Gözyaşlarımı tutmak isterdim aslında.Bir baksan gözlerime anlarsın.Sana sıkıca sarılıp ağlamak isterdim aslında.Sana sarılmasam da olurdu,sadece hissetseydin aşkımı...
Ben şimdi sonsuzluğa karışırken bakma arkamdan,ağlama,onun aşkıyla çarpan kalbinde yer yok ölümüme..."
Oğlansa hala aynı yöne bakmaktaydı...
izmir-kasım 2004
sıkılmış....!!
“SENİ UMURSADIĞIMI SANMA..”
28 Mayıs,sabaha karşı 3 suları…İzmir’in büyüleyici manzarasına kayıyor gözlerim.Yüzüne bakabilsem keşke..417 gün sonra,şu an o kadar yakınsın ki bana..Ağladığımı saklamak için başımı önüme eğiyorum,saçlarım omzuna değiyor...
Beni durmaksızın titreten rüzgar mı yoksa cümlelerin mi..
“SENİN İÇİN ÜZÜLDÜĞÜMÜ SANMA..”
Nefesi nefesime karışan,yanımda geniş bir umarsızlıkla bana bunları söyleyen sen olamazsın..Yüzüne bakıyorum sen konuşurken.Hoşluğun söylediklerinin sancısına acıtan bir sarhoşluk katıyor,başım dönüyor..Aşığım sana…
İçmiş olmamdan olsa gerek,seni görünce bile heyecandan titreyen ben,nefesin nefesime,saçlarım omzuna değerken seni ne kadar sevdiğimi söylüyorum her cümlenin ardına..
“Hala gün sayıyorum.Bugün 417,gün sana aşık olduğum.Hayatımda yaptığım en doğru şey bu…”
Sıkıntılı “off”larla seni yanlış tanıdığımı söylüyorsun.Uzun süre görmezsem unutabileceğimi…
“Dünyada aşık olabileceğim birinin varlığı yeterli benim için.Görmesem de seni,taşıyacağım hep içimde…”
Bunalıyorsun.Ellerin yüzünü,alnını dolaşıyor.Sonsuza kadar bu anlarda kalmak için her şeyimi verirdim.Heykel yüzünü izlemek,sesinde kaybolup gitmek..Seviyorum seni..
Yanımdan gitmek istiyorsun.Yanımda kalmanı bana çok gördüğünü söylüyorum.Yaptığım onca fedakarlıktan sonra sen sıkıldığını söyleyip gideceksin…
28 Mayıs sabaha karşı 5 suları..Gün doğmak üzere..Benim içinse şimdi batıyor güneş doğudan,ardında kanlı bir hüzün bırakarak..Ayağa kalkıyorsun,Yüzüne bakıyorum,yüzüme bakıyorsun…Dönüp gidiyorsun..
SIKILMIŞSIN!..UĞRUNA ÖLMEMDEN..
the first rule of fight club....
9 Ağustos 2007 Perşembe
Chris Isaak-Wicked Game
No one could save me but you.
Strange what desire will make foolish people do
I never dreamed that I'd meet somebody like you
And I never dreamed that I'd lose somebody like you
No, I don't want to fall in love
[This love is only gonna break your heart]
No, I don't want to fall in love
[This love is only gonna break your heart]
With you
With you
What a wicked game you play
To make me feel this way
What a wicked thing to do
To let me dream of you
What a wicked thing to say
You never felt this way
What a wicked thing to do
To make me dream of you
And I don't wanna fall in love
[This love is only gonna break your heart]
And I don't want to fall in love
[This love is only gonna break your heart]
Nobody loves no one
8 Ağustos 2007 Çarşamba
yok böyle bir şiir........
yaşamak bu yangın yerinde
hergün yeniden ölerek
zalimin elinde tutsak
cahile kurban olarak
yalanla kirlenmiş havada
güçlükle soluk alarak
savunmak gerçeği çoğu kez
yalnızlığını bilerek
korkağı, döneği, suskunu
görüp de öfkeyle dolarak
toplanır ölü arkadaşlar
her biri bir yerden gelerek
kiminin boynunda ilmeği
kimi kanını silerek
kucaklıyor beni metin altıok
aldırma diyor gülerek
yaşamak görevdir yangın yerinde
yaşamak insan kalarak
ATAOL BEHRAMOĞLU
ben geldim...
Yürüdüm yürüdüm çok yollardan geçtim ama inan çok
büyüdüm..
Düşündüm düşündüm sebebini bulamadım neden neden
neden çok üzüldüm?
Şimdi,aç kapını lütfen,çünkü ben geldim
Çok üşüdüm, çok soğuk yerden geldim
Bana biraz gülümser misin?
Kimseye sormadım,yolu kendim buldum geldim
Simsiyahların içinden sana karbeyaz geldim
Beni biraz sever misin? ben geldim!
Üstüm biraz tozlu, yolda çok düştüm geldim
Ellerim çizik üzgünüm, dikenliklerden geldim
Kalbim paramparça ama sana topladım geldim
Bir bilsen neler yazdım, hepsini yaktım geldim
Annemi bıraktım sana, kimsesiz geldim
Çocukluğumun söküklerini dikebilir misin?
İzin ver de oturayım lütfen, bacaklarımı çok yordum geldim
Kusura bakma üstüm ıslak, büyük yağmurlardan geldim
Anlatsam herşeyi, dinler misin?
Yanıma para almadım, beş kuruşsuz geldim
Yolda biraz acıktım ama sana,dayandım geldim
Hiç yokken hep olmak nedir,bilir misin?
Kendime devdim!devdim!devrildim geldim
Kardım,buzdum eridim,erittim geldim
Aşkı sırtıma aldım,taşıdım,evladım dedim
Açtım,soldum,sarardım geldim
Yandım, söndüm, kül oldum geldim
Ellerinle ellerime su dökebilir misin?
Yüzüme vurdu rüzgar yağmuru,daha çok dedim
Yağmur carptı kendini bana, "bu yetmez" dedim
Kırılmış kanatlarıma birkez dokunabilir misin?
Taştım,dağdım,kum oldum geldim
Camdım,kayaydım, tuz buz oldum geldim.
Beni tanrı'ya tekrar inandırabilir misin?
Bin kere öldüysem, bin kere dirildim geldim
Canımdan can,kan verdim ama adını yaşattım geldim
Yedi kat yerin dibinden beni duyabilir misin?
Kimse inanmadı sana, ben taptım geldim
Dönecek yerim kalmadı, herşeyi mahvettim geldim
Şimdi beni biraz sevebilir misin?
Ben geldim!
Şarkıyı ilk defa Dream Tv de Cem Adrian olağanüstü bir
performans sergilerken dinledim ve vuruldum!
Sözleri çok etkileyici... Cem Adrian ın yorumu ve sesi de...
31 Temmuz 2007 Salı
hiiiiç!
Bazen bazısı istemez omuz çevirir de peşini bırakmaz,gitmez kiminden.
Çoğunun olağanlığı ve hatta sonra durağanlığı olur.
Benimse şarkılarım,şiirlerim,dualarım,gözyaşlarım,yenilgilerim,vazgeçip de tekrar inanışlarım,kocaman koskocaman bir dileğim var yüreğimde;
var da
hala yok bana
Bekleyişim sonunu sonsuzda mı bulacak dersiniz yoksa durağım yıkılmadan çekip gidebilecek miyim düşlerimin gerçek olduğu yere doğru....?
27 Temmuz 2007 Cuma
neredeyim?
Ama sadece kendimde değil bakmak istediğim yerler.
......................
...............
Anlayamadığım için anlatamıyorum da.
21 Temmuz 2007 Cumartesi
Sade-cherish the day
Babam daha önce Sade'in kasedini verince biraz ilgilenip dinleseydim bu kadar geç tanışmazdım bu mükemmel müziklerle...Ezginin Günlüğü'nde de aynı şeyi yapmıştım ben küçükken.Babam CD lerini alıp vermişti bana ben yıllar boyu hiç dinlemedim ama şimdi bayılıyorum.
Neyse hatalarımı farketmem de bişeydir ama :P
Bu arada benim babiş müzikten anlıyor haa,zevklerimiz çok benzerdir kendisiyle.Sağolsun, varolsun.
"life will go on........."
Seems its already morning.
I see the sky, its so beautiful and blue.
The tvs on but the only thing showing
Is a picture of you.
Oh I get up and make myself some coffee.
I try to read a bit but the storys too thin.
I thank the lord above
Youre not here to see me in this shape Im in.
Spending my time,
Watching the days go by.
Feeling so small,
I stare at the wall,
Hoping that you think of me too.
I'm spending my time.
I try to call but I dont know what to tell you.
I leave a kiss on your answering machine.
Oh help me please,
Is there someone who can make me
Wake up from this dream?
Spending my time,
Watching the days go by.
Feeling so small,
I stare at the wall,
Hoping that you are missing me too.
I'm spending my time,
Watching the sun go down.
I fall asleep to the sound
Of tears of a clown,
A prayer gone blind.
Im spending my time
My friends keep telling me:
Hey, life will go on,
Time will make sure Ill get over you.
This silly game of love -
You play, you win only to lose.
I'm spending my time,
Watching the days go by.
Feeling so small,
I stare at the wall,
Hoping that you think of me too.
I'm spending my time.
Im spending my time,
Watching the sun go down.
I fall asleep to the sound
Of tears of a clown,
A prayer gone blind.
I'm spending my time."
80 lerin ruhunu mükemmel yansıtan eski bi şarkı Roxette-Spending My Time..
Son zamanlarda çok severek dinliyorum:((
16 Temmuz 2007 Pazartesi
şarkı söylemek..............
seni düşünmek ümitli şey
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey
fakat artık ümit yetmiyor bana
ben artık şarkı dinlemek değil
şarkı söylemek istiyorum..."
Nazım Hikmet
Yorum yapmaya gerek var mı bu dizelerin ardından...Kalkışsam bile gücüm yetmez, sözcüklerim kaçar gider
: ))
Sabah serinliğiyle ve denizin gözalıcığıyla başladım güne.
Bütün gün gülümsedim.Gördüğüm herkes neşeme şaşırdı ve nedenini sordu.Semir "niye bu kadar mutlusun evlendin mi " dedi:D
Zeynep "niye böyle sırıtıyo bu" diye etrafımdakilerden yanıt almaya çalıştı=)
Ben gerçekten iyiyim, nazar değmesin de...Hani insan hep bir yapbozu yapmaya çalışır gibidir bazen parçalar tamamlar birbirini bazense eksikler çelişkiler bozar resmi...Ben genelde parçaların yerini değiştirmeye çalışanlardanım.Ama uzun süredir ilk defa yakında herşey yerli yerine oturacak gibi hissediyorum.Baktığım,gördüğüm herşey güzel geliyor.Depresif şarkılar bile moralimi bozamıyor,en çok da buna şaşırıyorum...
Ama bu hal bana pek bi yakıştı.Sevdim böyle hissetmeyi,etrafta cıvıl cıvıl dolaşmayı.Işığımı karartan kapak yavaş yavaş aralanıyor sanırım...........
Dilerim herşeyin iyiye gideceği konusunda yanılmıyorumdur.
Yanılıyorsam da canım sağolsun
15 Temmuz 2007 Pazar
sessiz
"Anlardım aklından geçenleri
Sustukça konuştuk sanki
Sevdaymış meğer o içimizde
Yıllardır uyuyan deli
Sessizlik sensin geceleri"*
*Ezginin Günlüğü grubunun Fincana Kahve Koydum şarkısından alıntıdır.
Masstival
Malt grubu ilk çıkış yaptığında Cenk'in grubun solisti olduğunu öğrenmiş ve cidden şaşırmıştım.Sonra Cenk'in yıllar önceden metal grubu olduğunu,müzikle profosyonel olarak ilgilendiğini duyunca önce "vay bee" sonra "helal olsun adama" tarzı tepkiler vermiştim.
Şimdi de kendisi küpesi,dövmesi,kolsuz atleti,sakalları ve dağınık saçıyla "sert çocuk"edasıyla gayet iyi bir performansa sergilemekte.
Çilekeş çıkıyor... Bu yazı da burada bitiyor.
14 Temmuz 2007 Cumartesi
seviyorum ben bu filmiiiiii
tek ben değilmişim...
isterseniz buraya bi bakın
like the sunshine...


Eternal Sunshine of the Spotless Mind/Sil Baştan filmini takıntı-saplantı- delilik- abartı vs vs her türlü aşırılıkla sevdiğimi beni tanıyanlar iyi bilir.
Film önce fragmanıyla beni yakalamıştı ve izlemeye başladığımda da müziğine vurulmuştum.Nihayet o şarkıyı edinmeyi akıl ettim=) -"everybody's gotta learn sometime"-Çok da iyi yaptım her dinlediğimde filmi izlerken yaşadığım duyguları yaşıyorum.Ve filmin beni en çok bağlayan unsurlarından biri olan poster/dvd kapak/tema/kilit cümlesi geliyo aklıma:
onu aklından çıkarabildin;peki ya kalbinden?...
Change your heart
Look around you
Change your heart
It will astound you
I need your lovin'
Like the sunshine
Everybody's gotta learn sometime
Everybody's gotta learn sometime
Everybody's gotta learn sometime
Change your heart
Look around you
Change your heart
Will astound you
I need your lovin'
Like the sunshine
Everybody's gotta learn sometime
Everybody's gotta learn sometime
Everybody's gotta learn sometime
I need your lovin'
Like the sunshine
Everybody's gotta learn sometime
Everybody's gotta learn sometime
elimde değil ...
"Artık eskisi kadar yüksek değil sesi" diyordum kendi kendime.
Yanılmışım... Pusuya yatıp beklemekteymiş hastalığım.
Seni yeniden görmemi beklemekteymiş saldırmak için.
Beni yine ele geçirdi işte!Sürekli çoğala çoğala benliğimin her zerresini tutsak alan bir virüs gibi beni benden alıp senden ibaret yapmaya kararlı................................!!!
Keşke bilsen
Keşke onu değil beni sevsen
Keşke içimden gelenleri susturabilsem
Keşke içimden gelenleri susturmayı istemediğimi kendime itiraf edebilsem
Keşke içimden gelenler beni kıvrandırmak yerine senle beni bir ömürlük"biz" yapsa
13 Temmuz 2007 Cuma
bilinmezim
Sana bir sırrımı söyleyecektim
Şu mermi içimi delmeseydi eğer
Seni alıp götürecektim
.........
Bir ince pusudayım
Bu gece zehir zemberek
Bir yolun sonundayım
Sessizce tükenerek
Ah, senin ellerine
Uzanamam, yerdeyim
O masum hayallere
Varamam ölmekteyim"
Ben her gece yüreğim elimde, elim yüreğimde bir sırrımı söylemek istiyorum...
İstiyorum istiyorum da susuyorum...
Bilmem nereye kadar?!
12 Temmuz 2007 Perşembe
ağlamıyorum
Bir yanım sana çırpınır
Bütünüm boğulur sende
Zincirimi kırdı arsız aşk
Üzerimde demirden perde
Seni düşünürken içtiğim sigarayı
Korkarım ben söndürmeye
Sürsün bu ölüm ağır ağır
Gözlerimde boğulma diye
Ağlamıyorum, ağlamıyorum
Ağlamıyorum yine de
Ötenazim hadi biraz gayret
Batır sarı oklarını içime içime
Bu aşk süsü verilmiş bir cinayet
Tam istediğim gibidir üzülme
Feridun Düzağaç yapmış yapacağını...
"the simpsons movie" heeyy

Yaşasııııınn!The Simpsons hayranları olarak yıllaradır beklediğimiz şeye kavuşuyoruz.
Sonunda yapımcılar Simpson'ları sinemaya taşımanın doğru zamanı olduğuna karar vermişler. Okduğuma göre film için yıllarca beklemelerinin nedeni bu işi layığıyla yapmak istemeleriymiş.Ayrıca tek bir bölümün tamamlanmasının bile 8 ay sürdüğünü düşünürsek filmin niye bu kadar yıl geçtikten sonra oluşturulduğunu daha iyi anlarız.Yazık yaa çok çalışmışlar=)
Sürprizler olduğunu ve her zamanki gibi bol eğlence vaad ettiklerini söylemiş yapımcılar...
Eminim harika olmuştur.27 temmuzu bekliyoruz artık:)
Filmin çok eğlenceli ve şirin de bir sitesi var,tüm Simpsons severlerin hoşuna gider bence bir göz atın.Filmin fragmanına da buradan ulaşın izleyin : )
herşey diner yeter ki sen zamanı ver.........


Seviyorum ben bu adamı... Billboard derrgisinin temmuz sayısındaki Okan Bayülgenin'in çektiği resimleriyle mükemmelleşen röportajını okudum ve "adamımsın Hayko " dedim bir kez daha.
Adam yetenekli bir defa. Ama sadece yeteneğini kullanmakla kalmıyor, yaratıcılığıyla sıra dışı olmayı başarıyor. Sahne şovu standartların çok çok üstünde, yaptığı müzik özgün, anlamlı ve insanı garip bir şekilde vuruyor,sarsıyor.
Aynı zamanda akıllı bir adam. Ülkesiyle ilgili de iç dünyasıyla ilgili de söyleyecek sözü çok.
Tipine bakıp asi ya da garip olduğunu düşünenlere de gülüp geçiyor. Eminim çok iyi yerlere gelecek bir gün ve tarzında bir numara olacak.
Umarım kendisini canlı izleme şansını da yakalarım en kısa zamanda.
Bitanesin Hayko Cepkin!
En sevdiğim şarkılarından biri, Araf filmimin müziği:
son kez
gölgemden gölgen koptu
hem de çok derinden dertliyim
sesin yok tenin yok
sessizlik son kez
tüm o sevgilerimi geri ver bırak
yoruldum çok yolun açık olsun kimse geri dönmez
son kez
gölgemden gölgen koptu
hem de çok derinden dertliyim
sesin yok tenin yok
sessizlik son kez
herşey biter sen mi kaldın bir yalnız
herşey diner yeter ki sen zamanı ver
o sevgilerimi geri ver bırak
yoruldum çok yolun açık olsun
kimse geri dönmez
herşey biter sen mi kaldın bir yalnız
herşey diner yeter ki sen zamanı ver
7 Temmuz 2007 Cumartesi
kongrecim canım benim seni ben pek çok severim
Güzeldi:)
İlk geceki açılış kokteyline katılamasam da ondan sonra fazlasıyla hevesimi aldım:D
Pek birşey anlamasam da oturumlara girdim,bilim adamlarını dinledim,yarışan posterleri inceledim,doğru bir bölümde olduğumu bir kere daha anladım.
Ama asıl güzeli 5 temmuz gecesiydi...Sosyal program olarak Bergama gemisiyle uzun bir körfez turu yaptık katımcılar ve ev sahipleri olarak.Önce fasılda coştuk hatta en çok hocalarımızın hoşuna gitti:) Fasıl bitiminde bir baktık insanların ellerinde Efes bardakları,hemen geminin alt katına koşup beleş biralarımızı aldık,körfeze karşı serince esen rüzgar ve kararan havanın güzelliği eşliğinde yudumladık.Zaman ilerledikçe asistanlar hocalar öğrenciler iyice bir gevşedik konuklar kaynaştı; grup grup şarkı söyleyenler,fotoğraf çekinenler derken eğlenen bir kalabalık olduk çıktık.
Ama asıl eğlence fasıl grubunun harmandalı,çiftetelli vs kanımızı kaynatan müzikler çalmasıyla başladı.Önce 5-10 kişi sonra 30-40 kişi ve gecenin sonuna doğru tüm İYTE olarak kurtlarımızı döktük=)
Oynamayan hoca yoktu desem yeridir,hepsinden ilginç ve yaratıcı figürler öğrendik:D
Hatta kendi düğününde bile oynamamayı planlayan Gülçincik bile Taylan'ın ısrarı ve de ortamın neşesiyle kalktı oynadı.
Ben zaten hiç oturmadım denebilir:))
Aslında amaç konukların iyi vakit geçirmesiydi ama onlardan çok İYTEliler eğlendi,e hakkettik ama galiba.
Unutulmayacak bir geceydi ,yapımda ve yayında emeği geçen herkese teşekkürler...
Ertesi sabah kalkmak ne kadar zor ve can sıkıcı olsa da:(
Son 3 gün öğrendim ki ne zaman nerede kongredir konferanstır bir organizasyon olursa ben de orada olmalıyım.Yaka kartına duyduğum aşkın da bunda payı var tabi:P
28 Haziran 2007 Perşembe
içilmez mi böyle günde...
bulut geçti, gözyaşları kaldı çimende
gül rengi şarap içilmez mi böyle günde
seher yeli, eser yırtar eteğini gülün
güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülün
bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye
kimse bilmez, kimse bilmez
(ömer hayyam)
Bu mükemmel dizeler Zuhal Olcay'ın eşsiz yorumuyla birleşmiş ve ortaya biraz sakıncalı bir eser çıkmış...
Kendini karmakarışık ve kendinin tam ortasına düşmüş,düşürülmüş gibi hissedersin her dinlediğinde...
9 Haziran 2007 Cumartesi
"dileğini tutmuş, sayar sonsuzdan geri"
Aslında kanıyorsunuz!
Günüm geldiğinde ben de nefret ettiğim sizler gibi kendime kurşun geçirmez bir dünya kurup dokunanı egomla yaralayacağım.
Günümü bekliyorum,
kurbanına sinsice yaklaşan bir katil gibi sabırla, sessizlikle ve belli etmeden aklımdakileri kimseye ; her saniye o günün yaklaştığını bilmenin huzurlu gülümsemesini saklayarak yalnızlığıma, günümü bekliyorum...
8 Haziran 2007 Cuma
Hayatımda okuduğum en etkileyici şiirlerden biri...
YAŞAYINCA ANLADIM...
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım.
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım...
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
'
Biri
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım...
Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman
olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün
affedilmeyi,
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar
sevmekmiş...
CAN YÜCEL
2 Haziran 2007 Cumartesi
"O"
O fotoğrafının çekilmesini hiç sevmez. Gülümsemek onun üstünde üç numara büyük bir ceket gibi duracağından belki. Ya da kendisiyle söylediği kadar barışık olmadığından…
O güzel havalara çocuksu bir coşku duymaz asla. Ruhunda çiçekler açmaz cıvıl cıvıl bir ilkbahar gününde...
Hayatına doğan bembeyaz bir ruh, dokunduğu saf ten onu mutlu etmedi asla. Çevresindeki her şey iyiye gitmedikçe yüzü gülmezmiş.
Ama sanmayın ki o mutsuz. Asla mutsuz da olmazmış.
O hayatı boyunca sebepsiz yere sıkılmamış.
Hiç kırılmamış dünyaya, neşeden bağıra bağıra şarkılar söylememiş hiç. Zaten çok eğleneni de sevmezmiş. İnsan fazla gülmemeliymiş.
Adalet getirecekmiş dünyaya günün birinde… Bu yüzden midir ki yalanı dolanı karıştırmadığı meselesi yok hayatında…
O dünyaya kalpsiz gelen ilk insan, o kendi çelişkilerinin kurbanı bir zavallı, o kendi cezasını ömür boyu yalnızlık yazdı kendi elleriyle, o aslında hiç yoktu; değerli sandığı varlığını kendisinden başka kimse görmüyordu…
Yazık, o aslında hiç yaşamamış...
4 Mayıs 2007 Cuma
hepsi,herşey senin olsun...
ÖZLEM TEKİN-BELKİ
Güç senin karar senin
Hata benim olsun
Söz senin mertlik senin
Yalan benim olsun
Yanımda resimlerinle gömleğin kalsın
Gün senin hayat senin
Geçmiş benim olsun
Haz senin hak senin
Ceza benim olsun
Yanımda resimlerinle gömleğin kalsın
Yanımda hayallerimle çakmagın kalsın
Çünkü belki
Yakarım bu evi kurtulurum ikimizden
Belki yıkarım gider ne kaldı hikayemizden
Belki tutarım iki elimle sımsıkı
Özlersin belki dönersin diye
Düş senin dua senin
Yara benim olsun
Zevk senin sefa senin
Cefa benim olsun
Yanımda resimlerinle gömleğin kalsın
Yanımda hayallerimle çakmağın kalsın
Pul senin para senin aşk benim olsun

