31 Ağustos 2007 Cuma
soru?
Bazen öyle izsiz ve öyle sessiz geliyor ki gördüklerim dönüp arkama baktığımda...
Görkemlerin, sürprizlerin, jestlerin insanı olamadım ben.Baktığım hep başkalarının fotoğrafları, doğumgünü kutlanan değil partiye davetlilerdenim hep...Düşünülen değil, düşünen...Sahneye çıkmanın çocuksu düşünü büyüten bir seyirci...
Gölgesizim ben işte gölgesiz, ardımdaki silik iz gibi mahçup ve çaresiz...
27 Ağustos 2007 Pazartesi
şarkı sözzzzüüüüüü
Şarkı sözü yazmaya başlıyorum...
Lisedeyken Cemreyle konuşurduk " İşsiz kalırsak dandik popçulara 5 dakikada şarkı sözü yazıp satarız, mis gibi geçiniriz " diye:))
Şaka bir yana, benim gibi yazmak ve müzik hayattaki en sevdiği 2 şey olan bir insanın kendi sözlerini şarkı biçiminde dinlemesi gibi deli birşey olamaz. Yani gerçekleştiğinde öyle olur eminim.
Çalışmalara başladım, enerjimi, potansiyelimi, depresyonumu, öfkemi, neşemi, hayallerimi, haylperestliğimi, her haltımı buna harcamak istiyorum.Bakalım neler çıkacak ortaya...
21 Ağustos 2007 Salı
"In My Time Of Need"
Last Fm de en çok dinlenen Opeth şarkısın In My Time Of Need.
Sözleri görünce boynumu büktüm kaldım zaten:(
I can't see the meaning of this life I'm leading
I try to forget you as you forgot me
This time there is nothing left for you to take, this
is goodbye
Summer is miles and miles away
And no one would ask me to stay
And I should contemplate this change
To ease the pain
And I should step out of the rain
turn away
Close to ending it all, I am drifting through the
stages
Of the rapture born within this loss
Thoughts of death inside, tear me apart from the core
of my soul
At times the dark's fading slowly
But it never sustains
Would someone watch over me
In my time of need
19 Ağustos 2007 Pazar
gereksizlikler..
Bir süreliğine da olsa sadece şiirler, öyküler, dergiler okuyarak sevdiğim müzikleri dinleyerek güzel filmler izleyerek ve bana sıkıntı veren, beni üzen, yıpratan, bunaltan herşeyden herkesten anlardan, anılardan, acılardan, kaygılardan, takıntılardan uzak duracağım. Uzak durmalıyım.
Kendi kendime bile mesafe koyarak tabii...
Fazla yakınlık, karmaşa ve bunaltıdan başka birşey değil...
Ezginin Günlüğü-Küçüğüm
Bugün güneş doğmayacak
Bugün sen çok öleceksin
Biraz düşlerine eğil
Orda birşey bulacaksın
Bugün unut mavileri
Çiçeğe su verme unut
Biraz daha sen olursun
Kalbindeki rengi büyüt
Her aşk kendini yaşar
Çaldığın kapı kapanır sonunda
İçinde bir sen bulursun
Büyümüş anlamış yorgun
Ah aman aman küçüğüm
Bu yol sana gidiyor
Senin küçük baharında
Unuttuğun birşeyler var
Gelir geçer sokaklardan
Sokaklara girer çıkar
Mavi penceresinde gün
Telaşlı rengarenk kuşlar
Kanatlarında bir alev
Düşlerine konar kalkar
18 Ağustos 2007 Cumartesi
"neden"sizlik tam bizlik...
Saatlerce, ne saatlercesi günlerce, ve her düşüşünden her yenilginden sonra aşılanmış sinsi bir virüs gibi kanında dolaşan beynini yerle bir eden " bu benim başıma nasıl gelir, ben bunları hakedecek ne yaptım, niye bu kadar şanssızım, niye ben hep mutsuz oluyorum, neden ben" ve türevleri...
Yıllarca sordum, ne bir cevap veren oldu ne de "neden ben" diye kanadığım zamanlar bana mutluluk getirdi. Sordukça ağladım ağladıkça sordum derken her saniye etrafıma bakıp soru işaretlerimle kendime acır, insanlardan nefret eder oldum; pis bir ayyaş gibi soruların peşinde sarhoş ve inatçı...
Sordukça karanlığa yuvarlandım, sordukça siyaha boyandım...
Ama sonunda gizemi çözdüm.
Neden aramaktan vazgeçmeli...
Hiçbir şeyin nedeni yok işte!Benim yalnızlığımın, hergün insanların açlıktan ölmesinin, dünyayı aptalların yönetmesinin, senin mutsuzluğunun...Nedeni yok! Neden diye birşey yok...
Mutsuzluk ve çirkinlik öyle her yerde ki; neden aramaktan vazgeç ve yaşamaya başla...
Bu lanet dünyada, bu lanet insanların arasında küçücük bir ışık ya da soluk bir renk bile çıksa karşına, mahçup ve masum bir umut bile çalsa kapını; kendi halinde ve kimsesiz bir çiçek bile olsa bahçende açan, onu asla bırakma; tüm benliğinle sarıl ona...
one last goodbye
Uzun süredir Anathema dozumu en alt seviyede tutuyorum.Ruh ve akıl sağlığım için, üzüntüler başıma üşüştüğünde onları hemencecik kovabilmek için Anathema'nın şaheserlerinden uzak duruyorum. Ruh halimin içine en az eden Angelica'yı Temporary Peace'i dinliyorum çok canım çekerse.
Ta ki az önce ekşi sözlükte One Last Goodbye'le ilgili yorumları okuyana kadar...
Bu şarkıyı aklımdan geçirmek bile gözlermin dolmasına hatta çeşmelerimin hafiften açılmasına sebep olur...
Her ne kadar sözleri Danny Cavanaugh ölen annesi için yazmış olsa da bu gerçeği bilmeyen herkes şarkıyı dinledikten sonra şarkının gelmiş geçmiş en olağanüstü aşk şarkısı olduğunu düşünür; şarkının hikayesini bilenlerse şarkıyı hala özel birine ya da özel birşeye adayarak dinler.
Ki Judgement albümünde One Last Goodbye'ın hemen sonrasındaki manyak-muhteşem-mükemmel Parisienne Moonlight da yine Cavanaugh kardeşler tarafından One Last Goodbye'e cevap olarak annelerinin ağzından yazılmıştır..
Ne diyordum; az önce One Last Goodbye la ilgili yazılanları okuduktan sonra bu şarkıyı ne kadar özlediğimi farkettim. Herşeyi göze alıp yeniden dinleyeceğim şimdi uzun bir aradan sonra...
Bakalım nelere yapcak bana One Last Goodbye.....
How I needed you
How I grieve now you're gone
In my dreams I see you
I awake so alone
I know you didn't want to leave
Your heart yearned to stay
But the strength I always loved in you
Finally gave way
Somehow I knew you would leave me this way
Somehow I knew you could never stay
And in the early morning light
After a silent peaceful night
You took my heart away
And I grieve
In my dreams I can see you
I can tell you how I feel
In my dreams I can hold you
And it feels so real
I still feel the pain
I still feel your love
I still feel the pain
I still feel your love
And somehow I knew you could never, never stay
And somehow I knew you would leave me
And in the early morning light
After a silent peaceful night
You took my heart away
I wished, I wished you could have stayed
16 Ağustos 2007 Perşembe
of öf pof vs vs
Şimdi içimde gerçeğim,dışımda yalanlarım; ne tarafa gitmeli?
İçim sonsuz hüzne çağırır, dışım " bırak git, hayat seni bekliyor " der...
Ellerimi kaldırıp teslim mi olmalıyım çember biçimli keder yazgıma?
Kafama yorganı çekip hayatın dışından gözyaşlarımı mı akıtmalıyım içime içime ?
Söyleyin...
nedensiz
Kopkoyu bir sessizliğe gömülüp kendimle bile konuşmak istemediğim zamanlardaki ağır hüznüm kapımı çalıyor yine.
Duymazlıktan geliyorum...
şarap
"Dünyada akla değer veren yok madem, aklı az olanın parası çok madem, getir şu şarabı alsın aklımızı böyle beğenir belki bizi elalem."
15 Ağustos 2007 Çarşamba
"gotik"ler
Yaptığım araştırmalar sonucu en sevdiğim gruplardan biri Lacuna Coil oldu.Epica'nın soprano bayan vokalini hayranlıkla dinlerim bu yüzden Lacuna Coil'de beni ilk çeken bu oldu ve melodiler gerçekten çok farklı, çok etkileyici.To Lİve Is To Die ve Half Life şu anki favori şarkılarım. Gotik müzik sevenlere şiddetle tavsiye ederim, buradan dinleyebilirsiniz.
Gelelim Opeth'e. Anathema dinleyen pek çok kişinin 2. ortak noktası da Opeth dir.Ama ben daha yeni yeni dinlemeye başlayacağım.Opeth in tarzı progressive veya death metal olarak adlandırılır.Aslında Anathema'yla fazla paralel bulmadım ben.Anathema hiçbirşeye benzemiyor zaten,çok başka birşey: ))
Epica'dan da bahsetmek istiyorum.Epica olup olabilecek en mükemmel solistlerden birine sahiptir,mezosoprano Simone Simons.Epica'nın Solitary Ground şarkısını dinleyen insan, kendini opera dinliyormuş gibi hisseder.Cry For The Moon ise operamsı bir metal şarkısıdır,önce mükemmel bir bayan sesi ses arya gibi giriş yapar,ardından canavar sesli bir arkadaş höykürür=)Çok da güzel olur.Dinleyinnnn burdannnn
Yaşasın gotik herşey!!!
14 Ağustos 2007 Salı
neden?
Biterken Her Şey
Gece biterken yıldızlar giderken
Kelimeler biterken
Söylenmedik sözler bile
Tüm anlamlar biterken sen başlarsın
Sigaramda duman
Karanlığım biterken
Kalbimin kırığında gizli
Susamışlığım biterken
Düşlerim biterken sen başlarsın
İçimde kapanmayan eski yaralar
Sen yoksan bana uğramaz mı ilkbahar
Kalemimde anlam ve kağıdım biterken
Neden, neden sen?
Sen kimsin
Yıllardır şarkılarıma sığmayan
Sen kimsin bana sağır
Çağırdıkça kaybolan
Beni oyuncaksız bir çocuk gibi
Kalbi kırık koyan
Gözü yaşlı koyan
Durulmuşken süt liman
Yine yeni baştan
musicovery
13 Ağustos 2007 Pazartesi
yine-hep-tekrar-sil baştan
Şimdi ben ütopik düşlere tohum ekip hayali çiçeklerimle mi konuşmalıyım yoksa kendime söylediğim tüm yalanları çöpe atıp bıçakla kazımalı mıyım ruhumu şimdiden uyuşsun diye...
Kaç parçaya bölünecek hayallerim sen ellerinde şiirden tepside gerçekleri sunduğunda?
Kaç gece sürecek o bildik kesif yas buğusu?
Henüz üzülecek birşey yok,doğru.
Ama sen de yoksun!
11 Ağustos 2007 Cumartesi
sallabaş
SALLABAŞ
Bir büyücü asasıyla
Güne dokundu
Başladı seramoni
Sunuldu hayatın
Acı biber aromalı
Şekerlemeleri
Sorusuz bir anket sonucu
Bir şekile atıldı
Şimdi bir çemberin
Sayıyor
Köşelerini
Açık büfede duygular
Ne aldıysa
Geçmişti
Son kullanma tarihi
O öldü
Ve dünya
Bir günlüğüne
Makyajını sildi
Ağladık
Geçti
Gitti
canım dostumun,intihar eden bir arkadaşın ardından yazdığı şiir... o günler kötü günlerdi bize,hepimize,belki de en az bana; o zamanlar anlayamasam da..."Yıllar önceydi" diyebilmek öyle ilginç ve sevindirici ki şimdi...
yalnızlık tuttu elimden
Oysa o kıyı o kadar uzak ki..O kadar bulanık,o kadar bulutlu ki...Gerçek değil gördüklerim...Uçuşan saçlarım yaşlı gözlerimin önüne geliyor.Vapur çoktan geçiyor o kıyıyı.Hayellerim ölüyor yavaş yavaş,yok oluyor,sonsuza karışıyor...Yalnızlık el sallıyor karşı kıydan."Hoşgeldin"diyor ,kucaklaşıyoruz,özlemiş beni."Geciktin"diyor.Oysa yalnızca bir hayaldi."Olsun"diyor,"Alışkınız birbirimize,biliyorsun"
Yürümeye başlıyoruz,hayatım boyunca yürüyoruz
izmir-2004
..vapurda..
Sevinç ve heyecan dolu gözleri etrafı arıyordu.Biraz endişeliydi sanki.Birini beklediği öyle belliydi ki..Giyimi,duruşu,bugunü çok uzun süredir beklediğini anlatır gibiydi..Arada bir saatine bakıyor,saçını düzeltiyor,telaşını saklamaya çalışıyor ama yapamıyordu...
Birden gözleri parladı,yüzüne sıcak bir gülümseme yayıldı.....
Birden,daha az önce ışıldayan gözleri yaşlarla doldu.Önünden geçen elele çiftin arkasından bakakaldı.Yıkılmış gibiydi.Vapurun gitmek üzere olduğunu hatırladı,koşup yetişti.
Üst kata çıktı.Tam tahmin etiği gibi oğlanla kız orada oturuyorlardı.Karşılarına oturdu ama oğlan gözlerini sevgilisinden bir saniye bile ayırmıyordu,karşısına geçip oturduğunu görmedi bile...
Bir sigara yaktı;elleri titriyordu,göz makyajı akmıştı.Derin derin,uzun uzun çekti sigarayı içine.Bir kağıt kalem çıkardı,birşeyler yazdı titreyen elleriyle.Gözlerini sildi,kağıdı katladı.Oğlanın gözlerinin sevgilisinden bir an olsun ayrılmasını bekliyordu.Bekleyiş uzun sürmedi.Kağıdı oğlana uzattı.Oğlan başı önünde kağıdı okurken vapurda uğultular yükselmeye başladı.Oğlan kağıdı okudu,kafasını kaldırdı,denize baktı.Vapur,cesetten uzaklaşmıştı bile...Kağıt oğlanın sımsıkı kapanmış avucunda buruşmuştu..
Kız,sevgilisinin avucunu açıp kağıdı okudu:
"Şu anda sen karşımda,ellerin sevgilinin ellerine karışmış,yüreğin onun aşkıyla çarparken,son kez bakıyorum
Gözyaşlarımı tutmak isterdim aslında.Bir baksan gözlerime anlarsın.Sana sıkıca sarılıp ağlamak isterdim aslında.Sana sarılmasam da olurdu,sadece hissetseydin aşkımı...
Ben şimdi sonsuzluğa karışırken bakma arkamdan,ağlama,onun aşkıyla çarpan kalbinde yer yok ölümüme..."
Oğlansa hala aynı yöne bakmaktaydı...
izmir-kasım 2004
sıkılmış....!!
“SENİ UMURSADIĞIMI SANMA..”
28 Mayıs,sabaha karşı 3 suları…İzmir’in büyüleyici manzarasına kayıyor gözlerim.Yüzüne bakabilsem keşke..417 gün sonra,şu an o kadar yakınsın ki bana..Ağladığımı saklamak için başımı önüme eğiyorum,saçlarım omzuna değiyor...
Beni durmaksızın titreten rüzgar mı yoksa cümlelerin mi..
“SENİN İÇİN ÜZÜLDÜĞÜMÜ SANMA..”
Nefesi nefesime karışan,yanımda geniş bir umarsızlıkla bana bunları söyleyen sen olamazsın..Yüzüne bakıyorum sen konuşurken.Hoşluğun söylediklerinin sancısına acıtan bir sarhoşluk katıyor,başım dönüyor..Aşığım sana…
İçmiş olmamdan olsa gerek,seni görünce bile heyecandan titreyen ben,nefesin nefesime,saçlarım omzuna değerken seni ne kadar sevdiğimi söylüyorum her cümlenin ardına..
“Hala gün sayıyorum.Bugün 417,gün sana aşık olduğum.Hayatımda yaptığım en doğru şey bu…”
Sıkıntılı “off”larla seni yanlış tanıdığımı söylüyorsun.Uzun süre görmezsem unutabileceğimi…
“Dünyada aşık olabileceğim birinin varlığı yeterli benim için.Görmesem de seni,taşıyacağım hep içimde…”
Bunalıyorsun.Ellerin yüzünü,alnını dolaşıyor.Sonsuza kadar bu anlarda kalmak için her şeyimi verirdim.Heykel yüzünü izlemek,sesinde kaybolup gitmek..Seviyorum seni..
Yanımdan gitmek istiyorsun.Yanımda kalmanı bana çok gördüğünü söylüyorum.Yaptığım onca fedakarlıktan sonra sen sıkıldığını söyleyip gideceksin…
28 Mayıs sabaha karşı 5 suları..Gün doğmak üzere..Benim içinse şimdi batıyor güneş doğudan,ardında kanlı bir hüzün bırakarak..Ayağa kalkıyorsun,Yüzüne bakıyorum,yüzüme bakıyorsun…Dönüp gidiyorsun..
SIKILMIŞSIN!..UĞRUNA ÖLMEMDEN..
the first rule of fight club....
9 Ağustos 2007 Perşembe
Chris Isaak-Wicked Game
No one could save me but you.
Strange what desire will make foolish people do
I never dreamed that I'd meet somebody like you
And I never dreamed that I'd lose somebody like you
No, I don't want to fall in love
[This love is only gonna break your heart]
No, I don't want to fall in love
[This love is only gonna break your heart]
With you
With you
What a wicked game you play
To make me feel this way
What a wicked thing to do
To let me dream of you
What a wicked thing to say
You never felt this way
What a wicked thing to do
To make me dream of you
And I don't wanna fall in love
[This love is only gonna break your heart]
And I don't want to fall in love
[This love is only gonna break your heart]
Nobody loves no one
8 Ağustos 2007 Çarşamba
yok böyle bir şiir........
yaşamak bu yangın yerinde
hergün yeniden ölerek
zalimin elinde tutsak
cahile kurban olarak
yalanla kirlenmiş havada
güçlükle soluk alarak
savunmak gerçeği çoğu kez
yalnızlığını bilerek
korkağı, döneği, suskunu
görüp de öfkeyle dolarak
toplanır ölü arkadaşlar
her biri bir yerden gelerek
kiminin boynunda ilmeği
kimi kanını silerek
kucaklıyor beni metin altıok
aldırma diyor gülerek
yaşamak görevdir yangın yerinde
yaşamak insan kalarak
ATAOL BEHRAMOĞLU
ben geldim...
Yürüdüm yürüdüm çok yollardan geçtim ama inan çok
büyüdüm..
Düşündüm düşündüm sebebini bulamadım neden neden
neden çok üzüldüm?
Şimdi,aç kapını lütfen,çünkü ben geldim
Çok üşüdüm, çok soğuk yerden geldim
Bana biraz gülümser misin?
Kimseye sormadım,yolu kendim buldum geldim
Simsiyahların içinden sana karbeyaz geldim
Beni biraz sever misin? ben geldim!
Üstüm biraz tozlu, yolda çok düştüm geldim
Ellerim çizik üzgünüm, dikenliklerden geldim
Kalbim paramparça ama sana topladım geldim
Bir bilsen neler yazdım, hepsini yaktım geldim
Annemi bıraktım sana, kimsesiz geldim
Çocukluğumun söküklerini dikebilir misin?
İzin ver de oturayım lütfen, bacaklarımı çok yordum geldim
Kusura bakma üstüm ıslak, büyük yağmurlardan geldim
Anlatsam herşeyi, dinler misin?
Yanıma para almadım, beş kuruşsuz geldim
Yolda biraz acıktım ama sana,dayandım geldim
Hiç yokken hep olmak nedir,bilir misin?
Kendime devdim!devdim!devrildim geldim
Kardım,buzdum eridim,erittim geldim
Aşkı sırtıma aldım,taşıdım,evladım dedim
Açtım,soldum,sarardım geldim
Yandım, söndüm, kül oldum geldim
Ellerinle ellerime su dökebilir misin?
Yüzüme vurdu rüzgar yağmuru,daha çok dedim
Yağmur carptı kendini bana, "bu yetmez" dedim
Kırılmış kanatlarıma birkez dokunabilir misin?
Taştım,dağdım,kum oldum geldim
Camdım,kayaydım, tuz buz oldum geldim.
Beni tanrı'ya tekrar inandırabilir misin?
Bin kere öldüysem, bin kere dirildim geldim
Canımdan can,kan verdim ama adını yaşattım geldim
Yedi kat yerin dibinden beni duyabilir misin?
Kimse inanmadı sana, ben taptım geldim
Dönecek yerim kalmadı, herşeyi mahvettim geldim
Şimdi beni biraz sevebilir misin?
Ben geldim!
Şarkıyı ilk defa Dream Tv de Cem Adrian olağanüstü bir
performans sergilerken dinledim ve vuruldum!
Sözleri çok etkileyici... Cem Adrian ın yorumu ve sesi de...

