28 Haziran 2007 Perşembe

içilmez mi böyle günde...

bulut geçti, gözyaşları kaldı çimende
gül rengi şarap içilmez mi böyle günde
seher yeli, eser yırtar eteğini gülün
güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülün
bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye
kimse bilmez, kimse bilmez
(ömer hayyam)

Bu mükemmel dizeler Zuhal Olcay'ın eşsiz yorumuyla birleşmiş ve ortaya biraz sakıncalı bir eser çıkmış...
Kendini karmakarışık ve kendinin tam ortasına düşmüş,düşürülmüş gibi hissedersin her dinlediğinde...

9 Haziran 2007 Cumartesi

"dileğini tutmuş, sayar sonsuzdan geri"

Hayatınızdaki renkler sonsuza dek solmayacak, gözlerinizdeki ışık asla donuklaşmayacak, ruhunuzu dolduran heyecanın sizi asla terketmeyeceğinizi sanıyorsunuz.Sanıyorsunuz...
Aslında kanıyorsunuz!
Günüm geldiğinde ben de nefret ettiğim sizler gibi kendime kurşun geçirmez bir dünya kurup dokunanı egomla yaralayacağım.
Günümü bekliyorum,
kurbanına sinsice yaklaşan bir katil gibi sabırla, sessizlikle ve belli etmeden aklımdakileri kimseye ; her saniye o günün yaklaştığını bilmenin huzurlu gülümsemesini saklayarak yalnızlığıma, günümü bekliyorum...

8 Haziran 2007 Cuma

Hayatımda okuduğum en etkileyici şiirlerden biri...

YAŞAYINCA ANLADIM...

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım.
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım...
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
'Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım...
Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman
olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün
affedilmeyi,
Beni afetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar
sevmekmiş...

CAN YÜCEL

=)


Konak vapurunda çektiğim bir fotoğraf.
Pek şirin ve masumdu yanımda oturan ufaklık:)

2 Haziran 2007 Cumartesi

"O"

O fotoğrafının çekilmesini hiç sevmez. Gülümsemek onun üstünde üç numara büyük bir ceket gibi duracağından belki. Ya da kendisiyle söylediği kadar barışık olmadığından…

O güzel havalara çocuksu bir coşku duymaz asla. Ruhunda çiçekler açmaz cıvıl cıvıl bir ilkbahar gününde...

Hayatına doğan bembeyaz bir ruh, dokunduğu saf ten onu mutlu etmedi asla. Çevresindeki her şey iyiye gitmedikçe yüzü gülmezmiş.


Ama sanmayın ki o mutsuz. Asla mutsuz da olmazmış.

O hayatı boyunca sebepsiz yere sıkılmamış.

Hiç kırılmamış dünyaya, neşeden bağıra bağıra şarkılar söylememiş hiç. Zaten çok eğleneni de sevmezmiş. İnsan fazla gülmemeliymiş.


Adalet getirecekmiş dünyaya günün birinde… Bu yüzden midir ki yalanı dolanı karıştırmadığı meselesi yok hayatında…

O dünyaya kalpsiz gelen ilk insan, o kendi çelişkilerinin kurbanı bir zavallı, o kendi cezasını ömür boyu yalnızlık yazdı kendi elleriyle, o aslında hiç yoktu; değerli sandığı varlığını kendisinden başka kimse görmüyordu…

Yazık, o aslında hiç yaşamamış...