18 Ağustos 2007 Cumartesi

"neden"sizlik tam bizlik...

Neden aramaktan vazgeçmek...

Saatlerce, ne saatlercesi günlerce, ve her düşüşünden her yenilginden sonra aşılanmış sinsi bir virüs gibi kanında dolaşan beynini yerle bir eden " bu benim başıma nasıl gelir, ben bunları hakedecek ne yaptım, niye bu kadar şanssızım, niye ben hep mutsuz oluyorum, neden ben" ve türevleri...

Yıllarca sordum, ne bir cevap veren oldu ne de "neden ben" diye kanadığım zamanlar bana mutluluk getirdi. Sordukça ağladım ağladıkça sordum derken her saniye etrafıma bakıp soru işaretlerimle kendime acır, insanlardan nefret eder oldum; pis bir ayyaş gibi soruların peşinde sarhoş ve inatçı...
Sordukça karanlığa yuvarlandım, sordukça siyaha boyandım...

Ama sonunda gizemi çözdüm.
Neden aramaktan vazgeçmeli...
Hiçbir şeyin nedeni yok işte!Benim yalnızlığımın, hergün insanların açlıktan ölmesinin, dünyayı aptalların yönetmesinin, senin mutsuzluğunun...Nedeni yok! Neden diye birşey yok...

Mutsuzluk ve çirkinlik öyle her yerde ki; neden aramaktan vazgeç ve yaşamaya başla...

Bu lanet dünyada, bu lanet insanların arasında küçücük bir ışık ya da soluk bir renk bile çıksa karşına, mahçup ve masum bir umut bile çalsa kapını; kendi halinde ve kimsesiz bir çiçek bile olsa bahçende açan, onu asla bırakma; tüm benliğinle sarıl ona...

Hiç yorum yok: